إِنَّهُ يَتَصَرَّفُ بِاسْتِمْرَارٍ مِثْلَ الْمُتَطَفِّلِ فِي الْمَقْهَى.
O, kahvede sürekli yancı gibi davranıyor.
إِنَّهُ يَتَصَرَّفُ بِاسْتِمْرَارٍ مِثْلَ الْمُتَطَفِّلِ فِي الْمَقْهَى.
O, kahvede sürekli yancı gibi davranıyor.
فِي الْعُصُورِ الْقَدِيمَةِ، كَانَ هُنَاكَ مُرَافِقُونَ فِي الْحُرُوبِ.
Eski zamanlarda, savaşlarda yancılar olurdu.