yapayalnız

يَعِيشُ وَحِيدًا تَمَامًا فِي الْقَرْيَةِ، وَلَمْ يَتَبَقَّ لَهُ أَحَدٌ.

Köyde yapayalnız yaşıyor, kimsesi kalmamış.

كَانَتِ الْجَدَّةُ وَحِيدَةً تَمَامًا فِي الْبَيْتِ.

Büyükanne evde yapayalnızdı.

أَشْعُرُ أَنَّنِي بِمُفْرَدِي تَمَامًا، لَا أَحَدَ يَفْهَمُنِي.

Kendimi yapayalnız hissediyorum, kimse beni anlamıyor.

Eşdizimler