ابْتِسَامَتُهُ الْمُصْطَنَعَةُ تُزْعِجُنِي لِأَنَّهُ يَبْدُو غَيْرَ مُخْلِصٍ.
Onun yapma gülüşü beni rahatsız ediyor, çünkü samimiyetsiz görünüyor.
ابْتِسَامَتُهُ الْمُصْطَنَعَةُ تُزْعِجُنِي لِأَنَّهُ يَبْدُو غَيْرَ مُخْلِصٍ.
Onun yapma gülüşü beni rahatsız ediyor, çünkü samimiyetsiz görünüyor.
بِسَبَبِ هَذِهِ الْأَخْبَارِ الزَّائِفَةِ، يَتِمُّ تَضْلِيلُ النَّاسِ وَيُصَابُونَ بِالذُّعْرِ.
Bu yapma haberler yüzünden insanlar yanlış bilgilendiriliyor ve panik oluyor.
هَذِهِ الأَلْمَاسَاتُ المُصْطَنَعَةُ لَامِعَةٌ جِدًّا لَكِنَّهَا لَيْسَتْ حَقِيقِيَّةً.
Bu yapma elmaslar çok parlak ama gerçek değiller.
إِتْيَان، اِقْتِرَاف