yarış etmek

تَنَافَسَ الرِّيَاضِيُّونَ عَلَى الْمِيدَالِيَّةِ الذَّهَبِيَّةِ فِي الْأَلْعَابِ الْأُولِمْبِيَّةِ.

Atletler, olimpiyatlarda altın madalya için yarış ettiler.

تَسَابَقَ الْأَطْفَالُ فِي الْحَدِيقَةِ لِمَعْرِفَةِ مَنْ يَرْكُضُ أَسْرَعَ.

Çocuklar parkta kim daha hızlı koşacak diye yarış ettiler.

İlişkili Kelimeler