yarılanmak

بَعْدَ يَوْمٍ طَوِيلٍ وَمُرْهِقٍ، عِنْدَمَا وَصَلْنَا أَخِيرًا إِلَى الْمَنْزِلِ، كَانَ الطَّرِيقُ قَدِ انْتَصَفَ.

Uzun ve yorucu bir günün ardından, nihayet eve vardığımızda yol yarılanmıştı.

فِي الزِّلْزَالِ، انْقَسَمَ الطَّرِيقُ إِلَى نِصْفَيْنِ وَأَصْبَحَتِ الْمُوَاصَلَاتُ صَعْبَةً.

Depremde yol yarılandı ve ulaşım zorlaştı.

İlişkili Kelimeler