yaraşmak

هذا الفستان يَلِيق بكِ كثيراً، لقد أصبحتِ أنيقة جداً.

Bu elbise sana çok yaraşıyor, çok şık olmuşsun.

هَذَا السُّلُوكُ لَا يُنَاسِبُ شَخْصاً مِثْلَكَ عَلَى الْإِطْلَاقِ.

Bu davranış, senin gibi birine hiç yaraşmıyor.

İlişkili Kelimeler