yaralamak

جَرْحُ شَخْصٍ بِالسِّكِّينِ أَمْرٌ خَطِيرٌ لِلْغَايَةِ.

Bıçakla birini yaralamak çok tehlikelidir.

أَطْلَقُوا النَّارَ لِإِصَابَةِ جُنُودِ الْعَدُوِّ.

Düşman askerlerini yaralamak için ateş ettiler.

لَقَدْ آذَانِي بِكَلِمَاتِهِ كَثِيرًا.

Sözleriyle beni çok yaraladı.

İlişkili Kelimeler