yararsız

تَبْدُو هَذِهِ الْمَعْلُومَاتُ غَيْرَ مُفِيدَةٍ عَلَى الْإِطْلَاقِ لِلْمَشْرُوعِ.

Bu bilgiler, proje için tamamen yararsız görünüyor.

ظَلَّتْ هَذِهِ الْجُهُودُ عَدِيمَةَ الْفَائِدَةِ تَمَامًا لِأَنَّهَا لَمْ تُسْفِرْ عَنْ نَتَائِجَ.

Bu çabalar, sonuç vermediği için tamamen yararsız kaldı.

لِسُوءِ الْحَظِّ، هَذَا الدَّوَاءُ غَيْرُ نَافِعٍ لِمَرَضِي.

Bu ilaç, hastalığım için maalesef yararsız çıktı.