yaslı

لَمْ تَخْرُجِ المَرْأَةُ الحَزِينَةُ مِنَ المَنْزِلِ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ بَعْدَ وَفَاةِ زَوْجِهَا.

Yaslı kadın, kocasının ölümünden sonra uzun süre evden çıkmadı.

شَعَرَتِ العَائِلَةُ المَفْجُوعَةُ بِأَلَمِ خَسَارَتِهَا بِعُمْقٍ.

Yaslı aile, kayıplarının acısını derinden hissediyordu.