yatırmak

أُرِيدُ أَنْ أُودِعَ أَمْوَالِي فِي الْبَنْكِ لِلْحُصُولِ عَلَى عَائِدِ فَائِدَةٍ.

Paramı bankaya yatırmak istiyorum, faiz getirisi olsun diye.

اعْتَادَتْ أُمِّي أَنْ تَضَعَنِي فِي الْفِرَاشِ مُبَكِّرًا عِنْدَمَا كُنْتُ صَغِيرًا.

Annem beni küçükken erkenden yatağa yatırmak isterdi.

اضْطُرَّ الطَّبِيبُ إِلَى تَنْوِيمِ الْمَرِيضِ فِي الْمُسْتَشْفَى، كَانَتْ حَالَتُهُ خَطِيرَةً.

Doktor, hastayı hastaneye yatırmak zorunda kaldı, durumu ağırdı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler