yatırtmak

اِضْطُرَّ الطَّبِيبُ إِلَى إِرْقَادِ الْمَرِيضِ فِي الْمُسْتَشْفَى لِكَيْ يَسْتَرِيحَ.

Doktor, hastayı dinlenmesi için hastaneye yatırtmak zorunda kaldı.

نَوَّمَ السَّاحِرُ مُتَطَوِّعًا عَلَى خَشَبَةِ الْمَسْرَحِ لِإِدْهَاشِ الْجُمْهُورِ.

Sihirbaz, seyircileri şaşırtmak için bir gönüllüyü sahnede yatırttı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler