فَتَحَ الْبَابَ بِبُطْءٍ وَتَسَلَّلَ إِلَى الدَّاخِلِ بِهُدُوءٍ، لَمْ يَكُنْ يُرِيدُ إِيقَاظَ أَحَدٍ.
Yavaşça kapıyı açtı ve içeriye sessizce süzüldü, kimseyi uyandırmak istemiyordu.
فَتَحَ الْبَابَ بِبُطْءٍ وَتَسَلَّلَ إِلَى الدَّاخِلِ بِهُدُوءٍ، لَمْ يَكُنْ يُرِيدُ إِيقَاظَ أَحَدٍ.
Yavaşça kapıyı açtı ve içeriye sessizce süzüldü, kimseyi uyandırmak istemiyordu.
حَاوَلَ أَنْ يَتَحَدَّثَ بِهُدُوءٍ لِضَمَانِ عَدَمِ إِيقَاظِ الطِّفْلِ.
Yavaşça konuşarak bebeğin uyanmamasını sağlamaya çalıştı.
أَوْقَفَ السَّيَّارَةَ بِتَمَهُّلٍ وَنَظَرَ حَوْلَهُ بِانْتِبَاهٍ.
Yavaşça arabayı park etti ve etrafına dikkatlice baktı.
عَلَى مَهَلٍ، رِفْقًا، رُوَيْدًا، عَلَى الهُوَيْنَى، بِشَكْل وَئِيد