أَبْطَأَ الِازْدِحَامُ الْمُرُورِيُّ رِحْلَتَنَا بِشَكْلٍ كَبِيرٍ.
Trafik sıkışıklığı, yolculuğumuzu önemli ölçüde yavaşlattı.
أَبْطَأَ الِازْدِحَامُ الْمُرُورِيُّ رِحْلَتَنَا بِشَكْلٍ كَبِيرٍ.
Trafik sıkışıklığı, yolculuğumuzu önemli ölçüde yavaşlattı.
قَدْ تُبْطِئُ اللَّوَائِحُ الْجَدِيدَةُ مُعَدَّلَ نُمُوِّ الشَّرِكَاتِ.
Yeni düzenlemeler, şirketlerin büyüme hızını yavaşlatabilir.
تَبْطِيء، فَرْمَلَ، تَمْهِيل