فِي الرَّبِيعِ تَصِيرُ الْأَشْجَارُ فِي حَدِيقَةِ بَيْتِنَا خَضْرَاءَ وَيَلْعَبُ الْأَطْفَالُ تَحْتَهَا.
İlkbaharda evimizin bahçesindeki ağaçlar yeşil olur ve çocuklar onların altında oynar.
فِي الرَّبِيعِ تَصِيرُ الْأَشْجَارُ فِي حَدِيقَةِ بَيْتِنَا خَضْرَاءَ وَيَلْعَبُ الْأَطْفَالُ تَحْتَهَا.
İlkbaharda evimizin bahçesindeki ağaçlar yeşil olur ve çocuklar onların altında oynar.
بَدَتِ الْخَضْرَوَاتُ فِي مَحَلِّ الْبَقَالَةِ طَازِجَةً وَنَضِرَةً لِلْغَايَةِ.
Manavdaki sebzeler çok taze ve yeşil görünüyordu.
لَا تَأْكُلْ هَذَا التُّفَّاحَ الْآنَ، فَهُوَ غَيْرُ نَاضِجٍ وَطَعْمُهُ حَامِضٌ.
Bu elmayı şimdi yeme, çünkü henüz yeşil ve tadı ekşi.
خَضِير، وَارِف، نَاضِر، مُخْضَلّ، خَضِيل