yeşilli

كُنَّا نَبْحَثُ عَنْ مِنْطَقَةٍ خَضْرَاءَ لِلنُّزْهَةِ وَلَكِنَّنَا وَاجَهْنَا صُعُوبَةً فِي الْعُثُورِ عَلَيْهَا.

Piknik için yeşilli bir alan arıyorduk ama bulmakta zorlandık.

الْوَادِي الْمُخْضَرُّ الَّذِي رَأَيْتُهُ هَذَا الصَّبَاحَ أَثَّرَ بِي كَثِيرًا.

Bu sabah gördüğüm yeşilli vadi, beni çok etkiledi.