فِي الْمَاضِي، كَانَتْ هُنَاكَ غُرَفٌ خَاصَّةٌ تُسْتَخْدَمُ كَمَكَانٍ لِلْفَاكِهَةِ فِي الْمَنَازِلِ.
Eskiden evlerde yemişlik olarak kullanılan özel odalar vardı.
فِي الْمَاضِي، كَانَتْ هُنَاكَ غُرَفٌ خَاصَّةٌ تُسْتَخْدَمُ كَمَكَانٍ لِلْفَاكِهَةِ فِي الْمَنَازِلِ.
Eskiden evlerde yemişlik olarak kullanılan özel odalar vardı.
وَضَعَ جَدِّي التُّفَّاحَ الَّذِي جَمَعَهُ مِنَ الْحَدِيقَةِ فِي مَخْزَنِ الْفَاكِهَةِ.
Dedem, bahçeden topladığı elmaları yemişliğe koydu.