yerelleşmek

تَوَطَّنَ هَذَا النَّوْعُ مِنَ النَّبَاتَاتِ فِي هَذِهِ الْمِنْطَقَةِ بِمُرُورِ الْوَقْتِ وَأَصْبَحَ جُزْءًا طَبِيعِيًّا مِنْهَا.

Bu bitki türü, zamanla bu bölgede yerelleşmiş ve buranın doğal bir parçası haline gelmiştir.

اضْطُرَّتِ الشَّرِكَةُ الْأَجْنَبِيَّةُ إِلَى أَنْ تُصْبِحَ مَحَلِّيَّةً لِتَحْقِيقِ مَزِيدٍ مِنَ النَّجَاحِ فِي السُّوقِ الْمَحَلِّيِّ وَتَغْيِيرِ اسْتِرَاتِيجِيَّاتِهَا.

Yabancı şirket, yerel pazarda daha başarılı olmak için yerelleşmek zorunda kaldı ve stratejilerini değiştirdi.

İlişkili Kelimeler