بَقِيَتِ الأَشْيَاءُ فِي مَكَانِهَا، لَمْ يَلْمِسْهَا أَحَدٌ.
Eşyalar yerinde kaldı, kimse dokunmamış.
بَقِيَتِ الأَشْيَاءُ فِي مَكَانِهَا، لَمْ يَلْمِسْهَا أَحَدٌ.
Eşyalar yerinde kaldı, kimse dokunmamış.
بَقِيَ كُلُّ شَيْءٍ فِي مَكَانِهِ، لَمْ يَتَغَيَّرْ شَيْءٌ.
Her şey yerinde kaldı, hiçbir şey değişmemiş.
ثَبَتَتِ المِزْهَرِيَّةُ فِي مَكَانِهَا، لَمْ تَسْقُطْ.
Vazo yerinde kaldı, düşmedi.