yerine oturmak

اِسْتَقَرَّتِ الْأُمُورُ فِي عَمَلِي الْجَدِيدِ بَعْدَ شَهْرٍ.

Yeni işimde işler bir ay sonra yerine oturdu.

بَدَأَتْ هَذِهِ الْأَفْكَارُ تَتَرَسَّخُ بِبُطْءٍ فِي الْمُجْتَمَعِ.

Bu fikirler toplumda yavaş yavaş yerine oturmaya başladı.

İlişkili Kelimeler