yetersiz kalmak

لَمْ نَتَمَكَّنْ مِنْ إِكْمَالِ الْمَشْرُوعِ لِأَنَّ الْمِيزَانِيَّةَ كَانَتْ غَيْرَ كَافِيَةٍ.

Bütçe yetersiz kaldığı için projeyi tamamlayamadık.

كَانَ هَذَا الدَّوَاءُ قَاصِرًا عَنْ عِلَاجِ الْمَرَضِ.

Bu ilaç hastalığı tedavi etmek için yetersiz kaldı.

سَتَعْجِزُ عَنِ الْقِيَامِ بِهَذَا الْعَمَلِ بِمُفْرَدِكَ.

Tek başına bu işi yapmaya yetersiz kalırsın.

İlişkili Kelimeler