yetişmek

نَشَأَ الشَّابُّ فِي قَرْيَةٍ صَغِيرَةٍ وَتَعَلَّمَ قِيمَ الْعَمَلِ وَالْاِجْتِهَادِ.

Genç adam küçük bir köyde yetişti ve çalışmanın ve gayretin değerini öğrendi.

كَانَ عَلَيَّ أَنْ أَرْكُضَ بِسُرْعَةٍ كَبِيرَةٍ لِلْوُصُولِ إِلَى مَحَطَّةِ الْحَافِلَاتِ.

Otobüs durağına yetişmek için çok hızlı koşmam gerekti.

إِذَا رَكَضْتَ بِسُرْعَةٍ، يُمْكِنُكَ اللَّحَاقُ بِالْقِطَارِ، يَجِبُ أَنْ تُسْرِعَ.

Hızlı koşarsan trene yetişebilirsin, acele etmelisin.

Ayrıca: نُمُوّ

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler