yetiştirmek

يَرْغَبُ الْآبَاءُ فِي تَرْبِيَةِ أَطْفَالِهِمْ تَرْبِيَةً جَيِّدَةً.

Anne babalar çocuklarını iyi bir şekilde yetiştirmek isterler.

يَزْرَعُ هَذَا الْمُزَارِعُ الْقَمْحَ وَالشَّعِيرَ فِي حَقْلِهِ.

Bu çiftçi, tarlasında buğday ve arpa yetiştiriyor.

تَهْدِفُ هَذِهِ الْمَدْرَسَةُ إِلَى تَدْرِيبِ قَادَةِ الْمُسْتَقْبَلِ.

Bu okul, geleceğin liderlerini yetiştirmeyi hedefliyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler