عَمِلْنَا بِجِدٍّ لِإِنْهَاءِ الْمَشْرُوعِ فِي الْوَقْتِ الْمُحَدَّدِ.
Projeyi zamanında yetirmek için çok çalıştık.
عَمِلْنَا بِجِدٍّ لِإِنْهَاءِ الْمَشْرُوعِ فِي الْوَقْتِ الْمُحَدَّدِ.
Projeyi zamanında yetirmek için çok çalıştık.
نُرِيدُ إِكْمَالَ الْبِنَاءِ فِي أَقْرَبِ وَقْتٍ مُمْكِنٍ.
İnşaatı en kısa sürede yetirmek istiyoruz.
أَنْجَزَ مُهِمَّتَهُ بِنَجَاحٍ.
Görevini başarıyla yetirdi.