إِنَّهُ أُسْتَاذٌ مُتَمَكِّنٌ لِلْغَايَةِ فِي مَجَالِهِ.
O, alanında çok yetkin bir profesördür.
إِنَّهُ أُسْتَاذٌ مُتَمَكِّنٌ لِلْغَايَةِ فِي مَجَالِهِ.
O, alanında çok yetkin bir profesördür.
هَلْ أَنْتَ مُؤَهَّلٌ بِمَا يَكْفِي لِلْقِيَامِ بِهَذَا الْعَمَلِ؟
Bu işi yapabilecek kadar yetkin misiniz?
الْعَرْضُ التَّقْدِيمِيُّ الْمُتْقَنُ يُؤَثِّرُ عَلَى الْمُسْتَمِعِينَ.
Yetkin bir şekilde hazırlanmış bir sunum, dinleyicileri etkiler.
قَادِر، قَدِير