yiyecek

طَعَام — أَطْعِمَة

أَخَذْنَا الْكَثِيرَ مِنَ الطَّعَامِ مَعَنَا لِلنُّزْهَةِ.

Piknik için yanımıza bolca yiyecek aldık.

غِذَاء — أَغْذِيَة

يَجِبُ أَنْ نَسْتَهْلِكَ غِذَاءً مُتَوَازِنًا لِحَيَاةٍ صِحِّيَّةٍ.

Sağlıklı bir yaşam için dengeli yiyecekler tüketmeliyiz.

تَتَوَفَّرُ مَجْمُوعَةٌ مُتَنَوِّعَةٌ مِنَ الْمَأْكُولَاتِ فِي هَذَا الْمَطْعَمِ.

Bu restoranda çok çeşitli yiyecekler bulunuyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler