yoğunlaştırmak

يَجِبُ غَلْيُ الْحَلِيبِ لِتَكْثِيفِهِ.

Sütü yoğunlaştırmak için kaynatmak gerekir.

اسْتَخْدَمَ الْمُعَلِّمُ طُرُقًا مُخْتَلِفَةً لِتَرْكِيزِ انْتِبَاهِ الطُّلَّابِ عَلَى الْمَوْضُوعِ.

Öğretmen, öğrencilerin dikkatini konuya yoğunlaştırmak için farklı yöntemler kullandı.