تَسْتَيْقِظُ أُمِّي كُلَّ صَبَاحٍ بَاكِرًا وَتَعْجِنُ الْعَجِينَ، وَتَصْنَعُ خُبْزًا طَازَجًا.
Annem her sabah erkenden kalkıp hamur yoğurur, taze ekmek yapar.
تَسْتَيْقِظُ أُمِّي كُلَّ صَبَاحٍ بَاكِرًا وَتَعْجِنُ الْعَجِينَ، وَتَصْنَعُ خُبْزًا طَازَجًا.
Annem her sabah erkenden kalkıp hamur yoğurur, taze ekmek yapar.
قَامَ أَخِصَّائِيُّ الْعِلَاجِ الطَّبِيعِيِّ بِتَدْلِيكِ عَضَلَاتِي لِتَخْفِيفِ آلَامِي، شَعَرْتُ بِرَاحَةٍ كَبِيرَةٍ.
Fizyoterapist kaslarımı yoğurarak ağrılarımı hafifletti, çok rahatladım.
شَكَّلَتْ هَذِهِ التَّجَارِبُ مِنْهُ إِنْسَانًا أَقْوَى، لَقَدْ تَعَلَّمَ الْكَثِيرَ.
Bu deneyimler onu daha güçlü bir insan olarak yoğurdu, çok şey öğrendi.
دَعَكَ، عَرَكَ، عَرَكَ العَجِين، عَاجَنَ