أَنْتَ قَلِقٌ عَبَثًا، كُلُّ شَيْءٍ سَيَسِيرُ عَلَى مَا يُرَامُ.
Yok yere endişeleniyorsun, her şey yolunda gidecek.
أَنْتَ قَلِقٌ عَبَثًا، كُلُّ شَيْءٍ سَيَسِيرُ عَلَى مَا يُرَامُ.
Yok yere endişeleniyorsun, her şey yolunda gidecek.
أَثَارُوا جِدَالًا بِلَا سَبَبٍ، فِي الْوَاقِعِ لَمْ تَكُنْ هُنَاكَ مُشْكِلَةٌ.
Yok yere tartışma çıkardılar, aslında hiçbir sorun yoktu.
لَا تُحْزِنْ نَفْسَكَ دُونَ دَاعٍ، لَا دَاعِيَ لِلتَّفْكِيرِ بِهَذِهِ السَّلْبِيَّةِ.
Yok yere kendini üzme, bu kadar olumsuz düşünmeye gerek yok.