كَانَ حِرْمَانُهُمْ مِنَ الِاحْتِيَاجَاتِ الأَسَاسِيَّةِ تَصَرُّفاً قَاسِياً لِلْغَايَةِ.
Onları temel ihtiyaçlardan yoksun bırakmak çok acımasızca bir davranıştı.
كَانَ حِرْمَانُهُمْ مِنَ الِاحْتِيَاجَاتِ الأَسَاسِيَّةِ تَصَرُّفاً قَاسِياً لِلْغَايَةِ.
Onları temel ihtiyaçlardan yoksun bırakmak çok acımasızca bir davranıştı.
جَرَّدَتِ الْحُكُومَةُ الْمُجْرِمِينَ مِنْ حُقُوقِ الْمُوَاطَنَةِ.
Hükümet, suçluları vatandaşlık haklarından yoksun bıraktı.
مِنْ غَيْرِ الْمَقْبُولِ مَنْعُ الْأَطْفَالِ مِنَ التَّعْلِيمِ.
Çocukları eğitimden yoksun bırakmak kabul edilemez.