yokuş

كَانَ صُعُودُ الْمُنْحَدَرِ بِالدَّرَّاجَةِ صَعْبًا لِلْغَايَةِ، وَكِدْتُ أَسْتَسْلِمُ.

Bisikletle yokuşu çıkmak çok zordu, neredeyse pes edecektim.

مَطْلَع — مَطَالِع

وَاجَهَتِ السَّيَّارَةُ صُعُوبَةً فِي صُعُودِ الْمَطْلَعِ، وَأَصْدَرَ الْمُحَرِّكُ الْكَثِيرَ مِنَ الضَّوْضَاءِ.

Araba yokuşu çıkarken zorlandı, motor çok ses çıkardı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler