yola (veya yoluna) koyulmak

يَجِبُ أَنْ نَنْطَلِقَ فِي الطَّرِيقِ قَبْلَ حُلُولِ الظَّلَامِ، وَإِلَّا سَنَضْطَرُّ إِلَى قَضَاءِ اللَّيْلَةِ هُنَا.

Hava kararmadan yola koyulmalıyız, aksi takdirde geceyi burada geçirmek zorunda kalırız.

اكْتَمَلَتِ الِاسْتِعْدَادَاتُ، يُمْكِنُنَا الْآنَ الشُّرُوعُ فِي الرِّحْلَةِ.

Hazırlıklar tamamlandı, artık yola koyulabiliriz.

انْطَلَقْنَا فِي الطَّرِيقِ فِي الصَّبَاحِ الْبَاكِرِ وَوَصَلْنَا إِلَى وِجْهَتِنَا بِحُلُولِ الْمَسَاءِ.

Sabah erkenden yola koyulduk ve akşama doğru hedefimize ulaştık.

İlişkili Kelimeler