yolmak

نَتَفَتْ أُمِّي رِيشَ الدَّجَاجِ الَّذِي اشْتَرَتْهُ مِنَ السُّوقِ وَاحِدًا تِلْوَ الْآخَرِ.

Annem, pazardan aldığı tavukların tüylerini tek tek yoldu.

يُمْكِنُ لِلْمُقَامِرِينَ الاِحْتِيَالُ بِسُهُولَةٍ عَلَى الْأَشْخَاصِ الْمُهْمِلِينَ.

Kumarbazlar, dikkatsiz insanları kolayca yolabilirler.

اقْتَلَعَ الْبُسْتَانِيُّ الْأَعْشَابَ الضَّارَّةَ مِنْ جُذُورِهَا.

Bahçıvan, yabani otları kökünden yoldu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler