yolunu tutmak

انْطَلَقْنَا فِي الصَّبَاحِ الْبَاكِرِ وَاتَّجَهْنَا نَحْوَ الْقَرْيَةِ.

Sabah erkenden yola çıktık ve köye doğru yolumuzu tuttuk.

بَدَلًا مِنَ الذَّهَابِ إِلَى المَنْزِلِ مُبَاشَرَةً، تَوَجَّهَ إِلَى الشَّاطِئِ.

Hemen eve gitmek yerine, sahile doğru yolunu tuttu.

İlişkili Kelimeler