yongalamak

نَحَتَ الْوَلَدُ قِطْعَةَ الْخَشَبِ بِسِكِّينٍ صَغِيرَةٍ.

Çocuk tahta parçasını küçük bir bıçakla yonttu.

عَمِلَ الْحِرَفِيُّ بِعِنَايَةٍ لِتَشْذِيبِ السَّطْحِ الْمَعْدِنِيِّ.

Usta, metal yüzeyi yongalamak için dikkatli bir şekilde çalıştı.

İlişkili Kelimeler