yozlaştırmak

الْإِفْسَادُ يُضْعِفُ الْقِيَمَ الْأَخْلَاقِيَّةَ لِلْمُجْتَمَعِ.

Yozlaştırmak, toplumun ahlaki değerlerini zayıflatır.

يُمْكِنُ لِلْحَرْبِ أَنْ تُدَهْوِرَ اقْتِصَادَ بَلَدٍ مَا.

Savaş, bir ülkenin ekonomisini yozlaştırabilir.

تُحَاوِلُ الْأَخْبَارُ الْكَاذِبَةُ تَحْرِيفَ الْحَقَائِقِ.

Yalan haberler, gerçekleri yozlaştırmaya çalışır.