yumru

وَرَم — أَوْرَام

قَالَ الطَّبِيبُ إِنَّ هُنَاكَ وَرَمًا صَغِيرًا عَلَى ظَهْرِ الْمَرِيضِ وَطَلَبَ خَزْعَةً.

Doktor, hastanın sırtında küçük bir yumru olduğunu söyledi ve biyopsi istedi.

كَانَ هُنَاكَ نُتُوءٌ غَرِيبٌ عَلَى جِذْعِ الشَّجَرَةِ، تَسَاءَلْتُ مَا هُوَ.

Ağacın gövdesinde garip bir yumru vardı, ne olduğunu merak ettim.

أَنَا أَتَطَلَّعُ إِلَى زِرَاعَةِ دَرَنَاتِ الْبَطَاطِسِ فِي الْحَدِيقَةِ.

Bahçede patates yumruları yetiştirmek için sabırsızlanıyorum.

İlişkili Kelimeler