yumruklaşmak

تَبَادَلَ شَابَّانِ اللَّكَمَاتِ فِي الْحَدِيقَةِ لِسَبَبٍ تَافِهٍ.

İki genç, parkta anlamsız bir nedenden dolayı yumruklaştılar.

عِنْدَمَا تَصَاعَدَ الْخِلَافُ، بَدَأَ صَدِيقَانِ بِالتَّضَارُبِ بِاللَّكَمَاتِ.

Tartışma büyüyünce iki arkadaş yumruklaşmaya başladı.

تَدَخَّلَتِ الشُّرْطَةُ لِتَفْرِيقِ الْحَشْدِ وَفَصْلِ الْمُتَشَاجِرِينَ بِالْقَبَضَاتِ.

Polis, kalabalığı dağıtmak ve yumruklaşanları ayırmak için müdahale etti.

İlişkili Kelimeler