yumuşamak

لَانَتْ يَدَايَ بَعْدَ وَضْعِهِمَا فِي الْمَاءِ الدَّافِئِ بَعْدَ الْبَرْدِ.

Soğukta kalan ellerim sıcak suya girince yumuşadı.

خَفَّتْ حِدَّةُ غَضَبِهِ عِنْدَمَا رَأَى عَائِلَتَهُ.

Ailesini görünce öfkesi yumuşadı.

هَدَأَ الطَّقْسُ قَلِيلًا، يُمْكِنُنَا الْخُرُوجُ.

Hava biraz yumuşadı, dışarı çıkabiliriz.

Eşdizimler