zülüf

عَدَّلَتْ بِيَدَيْهَا ذُؤَابَاتِهَا الْمُتَدَلِّيَةَ عَلَى جَبِينِهَا.

Alnına düşen zülüflerini eliyle düzeltti.

خُصْلَة — خُصَل

كَانَتْ خُصُلَاتُهَا تَتَمَايَلُ فِي مَهَبِّ الرِّيحِ.

Zülüfleri rüzgarda dalgalanıyordu.

غَدِيرَة — غَدَائِر

جَعَلَتْ شَعْرَهَا أَكْثَرَ تَرْتِيباً بِضَفْرِ غَدَائِرِهَا.

Zülüflerini örerek daha derli toplu görünmesini sağladı.

İlişkili Kelimeler