zülüflü

كَانَتْ طِفْلَةٌ ذَاتُ خُصُلَاتٍ تَلْعَبُ فِي الْحَدِيقَةِ.

Zülüflü bir kız çocuğu bahçede oynuyordu.

بَدَتِ الْعَرُوسُ بِذُؤَابَةٍ جَمِيلَةٍ جِدّاً.

Zülüflü gelin, çok güzel görünüyordu.