zıplamak

كَانَ الْأَطْفَالُ يَقْفِزُونَ بِفَرَحٍ فِي الْحَدِيقَةِ.

Çocuklar bahçede neşeyle zıplıyorlardı.

قَفَزَتِ الْقِطَّةُ بِسُهُولَةٍ عَلَى الطَّاوِلَةِ.

Kedi masanın üzerine kolayca zıpladı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler