zaman öldürmek

عِنْدَمَا تَأَخَّرَتِ الطَّائِرَةُ، اضْطُرِرْنَا إِلَى قَتْلِ الْوَقْتِ فِي الْمَطَارِ.

Uçak rötar yapınca havaalanında zaman öldürmek zorunda kaldık.

أُحِبُّ تَمْضِيَةَ الْوَقْتِ بِقِرَاءَةِ الْكُتُبِ عِنْدَمَا أَشْعُرُ بِالْمَلَلِ.

Sıkılınca kitap okuyarak zaman öldürmeyi severim.

İlişkili Kelimeler