zaman zaman

أَجِدُ صُعُوبَةً بَيْنَ الْحِينِ وَالْآخَرِ فِي تَخْصِيصِ وَقْتٍ لِنَفْسِي بِسَبَبِ ضَغْطِ الْعَمَلِ الْمُكَثَّفِ.

Yoğun iş temposundan dolayı zaman zaman kendime vakit ayırmakta zorlanıyorum.

مِنْ حِينٍ لِآخَرَ، نَرْتَكِبُ جَمِيعًا أَخْطَاءً، وَالْأَهَمُّ هُوَ أَنْ نَتَعَلَّمَ مِنْ أَخْطَائِنَا.

Zaman zaman hepimiz hata yaparız, önemli olan hatalarımızdan ders çıkarmaktır.

أَحْيَانًا أَشْتَاقُ إِلَى أَصْدِقَائِي الْقُدَامَى وَأَرْغَبُ فِي الِاجْتِمَاعِ بِهِمْ مَرَّةً أُخْرَى.

Zaman zaman eski arkadaşlarımı özlüyorum ve onlarla tekrar bir araya gelmek istiyorum.

İlişkili Kelimeler