zanaatkâr

الْحِرَفِيُّونَ فِي هَذِهِ الْمَدِينَةِ يُبْدِعُونَ أَعْمَالًا رَائِعَةً بِالطُّرُقِ التَّقْلِيدِيَّةِ.

Bu şehirdeki zanaatkârlar, geleneksel yöntemlerle harika eserler yaratıyorlar.

صَانِع — صُنَّاع

إِنَّهُ صَانِعٌ مَوْهُوبٌ وَيَهْدِفُ إِلَى الْكَمَالِ فِي كُلِّ مَا يَفْعَلُهُ.

O, yetenekli bir zanaatkâr ve yaptığı her şeyde mükemmelliği hedefliyor.

İlişkili Kelimeler