zecrî

كَانَ لَدَى الْمُعَلِّمِ أُسْلُوبٌ تَوْبِيخِيٌّ.

Öğretmenin zecrî bir üslubu vardı.

لِلشُّرْطَةِ سُلُطَاتٌ زَجْرِيَّةٌ.

Polisin zecrî yetkileri vardır.

اتُّخِذَتْ تَدَابِيرُ تَأْدِيبِيَّةٌ فِي الْمَدْرَسَةِ.

Okulda zecrî önlemler alındı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler