zehirli

هَذِهِ الْفُطْرِيَّاتُ سَامَّةٌ جِدّاً، يَجِبُ أَلَّا تَأْكُلَهَا.

Bu mantarlar çok zehirli, yememelisin.

كَانَتِ الْأَسْهُمُ الْمَسْمُومَةُ تُسْتَخْدَمُ مِنْ قِبَلِ الصَّيَّادِينَ.

Zehirli oklar avcılar tarafından kullanılırdı.

الشَّائِعَاتُ الْخَبِيثَةُ تُفَرِّقُ بَيْنَ النَّاسِ.

Zehirli dedikodular, insanların arasını açar.

Eşdizimler