zevk

مُتْعَة — مُتَع

أَعْطَانِي قِرَاءَةُ هَذَا الْكِتَابِ مُتْعَةً كَبِيرَةً.

Bu kitabı okumak bana büyük bir zevk verdi.

أَشْعُرُ بِلَذَّةٍ كَبِيرَةٍ عِنْدَمَا أُسَاعِدُ الْآخَرِينَ.

Başkalarına yardım ettiğimde büyük bir zevk duyuyorum.

الْعَيْشُ فِي وِئَامٍ مَعَ الطَّبِيعَةِ هُوَ اسْتِمْتَاعٌ كَبِيرٌ.

Doğayla iç içe olmak büyük bir zevk.

İlişkili Kelimeler