أَسْتَمْتِعُ كَثِيراً بِالمَشْيِ فِي الطَّبِيعَةِ.
Doğada yürüyüş yapmaktan büyük zevk alıyorum.
أَسْتَمْتِعُ كَثِيراً بِالمَشْيِ فِي الطَّبِيعَةِ.
Doğada yürüyüş yapmaktan büyük zevk alıyorum.
أَتَلَذَّذُ بِالطَّبْخِ وَتَجْرِبَةِ وَصْفَاتٍ جَدِيدَةٍ.
Yemek yapmaktan ve yeni tarifler denemekten zevk alıyorum.
لَذَّ، شَعَرَ بِالاِسْتِمْتَاع، اِسْتَلَذَّ