zilyet

كَانَ الرَّجُلُ حَائِزًا عَلَى هَذَا الْحَقْلِ لِسَنَوَاتٍ عَدِيدَةٍ وَيَزْرَعُهُ عَلَى الرَّغْمِ مِنْ عَدَمِ وُجُودِ سَنَدِ مِلْكِيَّةٍ لَهُ.

Adam, tapusu olmasa da uzun yıllardır bu tarlanın zilyetiydi ve ekip biçiyordu.

وَفْقًا لِلْقَانُونِ، يُمْكِنُ لِلشَّخْصِ الَّذِي يَحْتَفِظُ بِمِلْكِيَّةٍ كَحَائِزٍ لِفَتْرَةٍ مُعَيَّنَةٍ أَنْ يُصْبِحَ مَالِكًا لِتِلْكَ الْمِلْكِيَّةِ.

Kanunlara göre, bir malı belirli bir süre zilyet olarak elinde bulunduran kişi, o malın sahibi olabilir.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler