تَکْبِيلُ الْعَبِيدِ بِالسَّلَاسِلِ هُوَ سُلُوكٌ غَيْرُ إِنْسَانِيٍّ.
Köleleri zincire vurmak insanlık dışı bir davranıştır.
تَکْبِيلُ الْعَبِيدِ بِالسَّلَاسِلِ هُوَ سُلُوكٌ غَيْرُ إِنْسَانِيٍّ.
Köleleri zincire vurmak insanlık dışı bir davranıştır.
قَيَّدُوا السُّجَنَاءَ بِالسَّلَاسِلِ وَرَمَوْهُمْ فِي الزِّنْزَانَةِ.
Mahkumları zincire vurarak hücreye attılar.
كَبَّلُوا جُنُودَ العَدُوِّ بِالقُيُودِ وَأَسَرُوهُمْ.
Düşman askerlerini zincire vurarak esir aldılar.
صَفَدَ فِي الأَغْلَال